Erdoğan 15 Temmuz’u anlattı

Erdoğan 15 Temmuz’u anlattı

person access_time 5 Ağustos 2016 Cuma , 00:14:00

Cumhurbaşkanı Erdoğan TRT canlı yayınında 15 Temmuz darbe girişimini ve sonrasında yaşananları değerlendirdi

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: 

15 Temmuz bendeki uyandırdığı his, ülkemde doğrusu böyle bir şeyi hissedeceksem, düşüneceksem, bu benim ülkemde akla hayale gelmez ve böyle bir havanın estirilmesi gerçekten düşündürücüydü. Haberi aldığım zaman, ilk etapta eniştemden, olmaz böyle bir şey dedim. Baktık ki, belli kanallardan teyitler gelmeye başladı. Ne yapacağımızı hemen Berat Bey ile görüşmeye başladık. Ulaşmak istediğimiz telefonlara da anında ulaşamadık, daha sonra ulaşma imkanı yakaladık. 

Televizyonlar da artık yayına girmiş vaziyetteler, dedik ki cep telefonlarıyla bağlanalım ve 4 ayrı kanala bağlandık ve bu 4 ayrı kanalla sesimizi duyurma fırsatı bulduk. Uluslararası medya ne yazık ki yalan yanlış haberler verdiler. Bizim ne kitabımızda, ne inancımızda böyle bir şey söz konusu olamaz. Biz bu adımları atarken bir şeye inanarak bunu yaptık, dedik ki kula kul olmayacağız. Sadece Allah'a kul olacağız. Bu yola da böyle çıktık. 

Ben aziz milletimi şu anda meydanlara, havalimanlarına davet ediyorum, sizlerin arasında olacağım, dedim. Tabii aynı mesajı, bu mesajı müteakiben gerek Sayın Başbakanımız, gerek emniyet teşkilatımızın ileri gelenleri, gerek yargı mensuplarımız, yapılanın bir suç olduğu ifade edilmek suretiyle, neler yapılabileceği duyuruldukça, askeri makamlardan yapılan açıklamalar, havayı çok kısa zamanda olumlu istikamete dönüştürdü. 

Biz o durumla karşı karşıya kaldık, tabii bulunduğumuz yerden nasıl ayrılacağız? Helikopterle dolaşanlar var. Yanımdaki bütün güvenlik ekibim tedbirlerini aldılar. O ekipten iki şehidimiz var. Rabb'im onlara rahmet etsin. Süratle çok yakın bir noktada olan bizim helikopter pistine hareket ettik. Ailemiz hazırlanmıştı. 

O gece benim için önemli isimlerden biri de pilotumdur. Helikopter pilotlarımız o noktada can siperane, çok şeyi göze alarak o adımı attılar. "Yakıtım bitene kadar bunlar beni yakalayamaz" dediler ve bizi 15 dakikada Dalaman'a ulaştırdılar. 4 ayrı noktada uçaklarımız hazır bekliyordu. Dalaman'a inerek makam uçağımıza bindik ve hareket ederken de pilotumuza hedef olarak Ankara ya da İstanbul dedik. Belli bir noktaya gelene kadar da pilot nereye ineceğimizi bilmiyordu. 

Gecenin kararan saatleri, helikopterle kalkışımız, Dalaman'a gelişimiz, uçağımız hareketi yaptı ve pilotumuza İstanbul'a inelim dedi ki "pist karanlık riski var." Bizim uçağımız kısa mesafede havalanma kabiliyeti olan bir uçak, "endişem buralarda tank koyarlarsa piste tehlike olur" dedi. 

15 dakika içerisinde emniyet kuleyi temizledi. Pist aydınlatıldıktan sonra da rahatlıkla piste indik ama apron doluydu, terminal önünde on binlerce insan bekliyordu. İki kez F-16 uçaklarıyla ses hızını biliyorsunuz, aşmak suretiyle patlama, demek ki buraya bomba atanlar oraya da atardı, bomba yüklü değillerdi büyük ihtimalle. Konukevinin camlarını falan da patlattı, orada birkaç yaralı vardı. Bir kez yaptılar olmadı, bir daha yaptılar. Biz konukevine girmiş olduk. Valimiz, 1. Ordu Komutanımız ve bakanımız ile ufak bir kriz masası oluşturduk. Genelkurmay Başkanı'nın rehin alındığını duyduk. Başbakan'ımızla irtibat kurduk. Ümit Paşa'yı Genelkurmay'a vekaleten getirmiş olduk. 

Ümit Paşa Eskişehir ile görüşmeyi yaptı, talimatı verdi. O talimat verildikten sonra hemen Akıncılar'a bombalama başladı. 3-3.5 saat içinde 12 bomba atıldı. Pist kullanılamaz, helikopterler uçamaz hale geldi. Akıncılar atıl hale gelince daha da rahatlamış olduk. Eskişehir bu işin harekat merkezidir. Bu atılan adımla bir rahatlama oldu. Ondan sonra iş hızlandı. 

Bizim 1-2 hitabımız havalimanındaki vatandaşlarımıza, onların heyecanı coşkusu çok farklı. Boğaz köprülerinde yapılan bütün o tanklarla, hatta kulelerden sniperlarla yapılan ateşler, orada da malum birçok şehidimiz oldu. Anlatılacak aslında çok şeyler var. Tankların altına yatan, paletlerin arasından çıkan var. Ve onlar hala bize "siz nasılsınız" diyor. 

Gerek eşim, gerek kızım, gerek damadım, hepsi de bir metanet içerisindeydi. Sadece büyük torun "ne oluyor" baba diye soruyordu. Babası onu teskin ediyordu. Bir de ortanca torunum var, o uykuya dalmıştı o esnada. Bir de 8-9 aylık torunumuz var, bunlardan bihaber. Onlarla beraber geldik ama hepsi de temkinliydi. Herhangi bir telaşları falan yoktu. Bir şeye inandınız mı orada telaş falan olmaz. Teslimiyet, inanmak ve yürümek, bütün mesele odur. 

Kaza ve kader imanımızın gereği değil mi? Ölüm bizim için haktır, orada da mesele bitmiştir. Benim yol arkadaşım Erol Olçok orada şehit oldu. Şimdi telefonlarda çekilmiş o anı izliyorum, Abdullah Tayyip de orada şehit oldu. Bunlarla beraber birçok kardeşlerimiz, köprüde olsun, Esenler'de, Kızılay'da olsun, sadece düşünün Özle Harekat'ta 53 şehidimiz var. Bombayı indirdiler ve orada 53 kardeşimiz şehit oldu. Bunları ne ile izah edeceğiz, bu ne vicdandır? Bunların insanlıktan nasibi yok. 

 

 

folder_openEtiketler

Yorum yap